Sosyal Medyanın Tehlikeli Yüzü: Herkes Zengin Olabilir mi? Kolay Para Hayali Gençleri Nereye Sürüklüyor?
Bir içerik üreticisinin aylık 700-800 bin TL kazandığı yönündeki haberler, sosyal medyanın görünmeyen bir başka yüzünü yeniden gündeme taşıdı. Mesele yalnızca bir kişinin ne kadar kazandığı değil; milyonlarca gencin önüne “çok çalışmadan, kısa yoldan ve kolayca para kazanılır” düşüncesinin konulması.
Sosyal medyada her gün yeni bir “kazanç hikâyesi” ile karşılaşıyoruz. Bir fenomenin reklamdan milyonlar kazandığı, bir içerik üreticisinin tek videodan yüksek gelir elde ettiği, bir başkasının birkaç ay içinde hayatını değiştirdiği anlatılıyor.
Son olarak Oğuzhan Alpdoğan'ın dijital projeler ve reklam iş birliklerinden aylık 700 bin ile 800 bin TL arasında gelir elde ettiği yönündeki haber gündeme geldi. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Bu rakam, kamuya açık şekilde doğrulanmış resmi bir gelir tablosu değil; haber kaynağının aktardığı bir kazanç bilgisi. Ayrıca söz konusu rakamın brüt mü, net mi olduğu ve hangi giderleri kapsadığı da açık değil.
Asıl tartışılması gereken ise bundan daha büyük.
Gençlere “Çalışmadan da kazanabilirsin” mesajı mı veriliyor?
Bugün 15-20 yaşındaki bir gencin sosyal medyada karşısına çıkan içeriklere bakın.
Lüks otomobiller, pahalı evler, tatiller, markalı kıyafetler, yüksek takipçi sayıları ve ardından milyonluk kazanç iddiaları...
Bunların arkasında yıllarca verilen emek, başarısızlıklar, ekipler, reklam bütçeleri, vergi ve işletme giderleri, algoritmaların değişkenliği ve ciddi bir rekabet olduğu çoğu zaman anlatılmıyor.
Genç ise yalnızca sonucu görüyor:
“O kazanıyorsa ben neden kazanamıyorum?”
İşte tehlikeli algı tam burada başlıyor.
Bir insanın bir ayda kazandığı para, başka birinin yıllarca verdiği emeği değersizleştirmemeli
Bugün asgari ücretle, maaşla veya kendi küçük işletmesinde çalışan milyonlarca insan var.
Sabahın erken saatinde evinden çıkan işçi, dükkânını açan esnaf, hastanede nöbet tutan sağlık çalışanı, okulda ders anlatan öğretmen, direksiyon başındaki şoför, tarlada çalışan çiftçi...
Birçoğu hayatını kazanmak için bir gün değil, yıllarını veriyor.
Bu insanların emeğinin karşısına sürekli olarak “Bir video çekti, milyon kazandı” hikâyelerini koyduğunuzda gençlerin çalışma hayatına bakışının değişmesi şaşırtıcı değil.
Çünkü başarı hikâyesinin “sonucu” gösteriliyor, “bedeli” gösterilmiyor.
Kolay para arayışı daha büyük bir probleme dönüşebilir
“Çalışarak kazanmak çok uzun sürüyor.”
“Ben de kısa yoldan para kazanmalıyım.”
“Normal bir işte çalışarak zengin olunmaz.”
Bu düşünceler yerleştiğinde bazı gençler için sınırlar da ortadan kalkabiliyor.
Daha fazla izlenme uğruna mahremiyetini kaybetmek, ailesini ve özel hayatını teşhir etmek, tehlikeli meydan okumalara girişmek, hakaret ve kavga içeren içerikler üretmek veya toplumun kabul sınırlarını zorlayan davranışları normalleştirmek cazip hale gelebiliyor.
Çünkü algoritma bazen emeği değil, dikkati ödüllendiriyor.
Sosyal medya başarının tamamını göstermiyor
Bir fenomenin yüksek gelir elde etmesi elbette başlı başına kötü bir şey değil.
İçerik üretmek de bir iştir. Başarılı bir içerik üreticisinin arkasında ciddi bir emek, yaratıcılık, ekip çalışması ve ticari beceri bulunabilir.
Ancak sorun, istisnai başarıların genel hayat standardıymış gibi sunulması.
Her 100 kişinin aynı yöntemle sosyal medyaya girmesi, 100 kişinin de aynı geliri elde edeceği anlamına gelmez.
Hatta çoğu zaman kameranın önünde gördüğümüz kişi, sosyal medya ekonomisinin yalnızca görünen yüzüdür.
Gençlere “kolay para” değil, “değer üret” denilmeli
Gençlere kızmak kolay.
“Çalışmıyorlar.”
“Kimse meslek öğrenmek istemiyor.”
“Millet kolay para peşinde.”
demek de kolay.
Ama mesele yalnızca gençlerde değil.
Onlara her gün ne gösterdiğimizi de sorgulamamız gerekiyor.
Başarıyı yalnızca para üzerinden anlatırsak, gençler de başarıyı yalnızca para üzerinden tanımlamaya başlar.
Oysa gerçek başarı; bir meslek öğrenmek, yıllarca kendini geliştirmek, bir iş kurmak, üretmek, insanlara fayda sağlamak ve yaptığı işte ustalaşmaktır.
Sosyal medya bunların hepsini değiştirebilir. Fakat emek, disiplin ve sabır hâlâ değişmeyen kurallardır.
Asıl soru şu:
Gençlere “Nasıl bir günde zengin olurum?” sorusunun cevabını mı vereceğiz, yoksa “Nasıl yıllar içinde değerli bir insan ve başarılı bir meslek sahibi olurum?” sorusunu mu öğreteceğiz?
Çünkü kolay para hikâyeleri çok izlenebilir.
Ama bir gencin hayatını değiştiren şey çoğu zaman bir gecede gelen para değil, yıllarca biriktirdiği bilgi ve emektir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.
